Bir dokunun arteriel veya venoz dolaşımındaki bozukluk sonucunda, o dokuda iskemik nekroz alanının oluşmasıdır. En sık nedeni tromboembolidir.
Daha nadiren lokal vazospazm, aterom plağının kanamaya bağlı büyümesi, tümör gibi damara dıştan bası yapan nedenler, damar veya organın kendi etrafında kıvrılması (testis torsiyonu,barsak volvulusu), barsak ansının fıtık kesesinde sıkışması ve periton yapışıklıkları neden olabilir. Venöz trombüsler daha çok konjesyona yol açsada, tek venöz çıkışlı organlarda (testis, over) enfarktüs oluşturabilir. Enfarktüs rengine ve enfeksiyonun eşlik edip etmemesine göre sınıflandırılır.
Beyaz (soluk) infarkt:
Arteriel tıkanıklıklarla ve solid organlarda (böbrek, kalp, dalak) oluşur. Solid dokular nekroz odağına kan sızmasını engeller.
Hemorajik (kırmızı)infarkt:
Morfoloji:
Enfarktüs odağı, makroskobik olarak, kama veya üçgen şelkinde olup tıkanmış olan damar apeksde yer alır. Başlangıçta tümünde sınırlar belirsiz olup hafif hemoraji mevcuttur. Zamanla inflamatuar yanıtın devreye girmesi ile, çevresi hiperemik bir halka ile çevrelenip belirginleşir. Solid organlarda kısa sürede soluk görünüm ortaya çıkar ama süngerimsi organlarda kan göllenmesi fazla olduğundan hemorajik görünüm kalıcıdır. Eritrositler yıkıldığında, hemosiderin birikimi ile kahverenge dönüşür. Beyin hariç tüm dokularda mikroskobik olarak koagulatif nekroz, beyinde ise likefaktif nekroz görülür. Nekroz inflamatuar yanıt uyandırdığından,1-2 gün içinde inflamatuar hücreler görülür hale gelir. Nekrotik bölgenin fagositozla temizlenmesi, granulasyon dokusunun oluşumu sonucunda, nekrozların çoğu skar dokusu ile tamir edilir.
Şok
Ağır kanama, geniş travma ve yanıklar, myokard enfarktüsü, masif pulmoner emboli ve sepsis gibi öldürücü tabloların ortak sonucu olan kardiovasküler kollaps olarak tarif edilir. Sistemik hipoperfüzyon sonucunda hipotansiyon, dolaşımda azalma ve hipoksi gelişir. Hücre zedelenmesi başlangıçta geri dönüşümlüdür. Şok uzun sürerse geri dönüşümsüz zedelenme ve ölüm gelişir.
Morfoloji: Temel olay hipoksik zedelenmedir ve her dokuda oluşabilir. Özellikle beyin, kalp, akciğerler, böbrekler, adrelaller ve gastrointestinal sistem etkilenir.
Henüz üye değil misiniz? Kayıt olun
Üye misiniz? Girişi yapın